Enron

Makaleler

Aydınlatılmış Onam ya da Bilgilendirilmiş Rıza

Son yıllarda sağlık hukukunda yaşanan hızlı gelişmeler ve bunun sonucu özellikle hasta hakları bağlamında meydana gelen ve özelde doktorlara genelde ise tüm sağlık kuruluşlarına karşı açılan davaların sayısının hızla artması sonucunu doğurmuştur. Bunun en önemli ve doğal sonucu olarak sağlık camiasında çeşitli savunma mekanizmaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Şu an bu konuda en öne çıkan ve özellikle sağlık camiasının bir can simidi gibi sarıldığı argüman ise aydınlatılmış onam ve ya bilgilendirilmiş rıza kavramı gibi görünmekedir.

Kavram olarak üzerinde tam bir mutabakat sağlanamamış olmakla beraber şu an aydınlatılmış onam ismi daha önplana çıkmış görünüyor. Aslına bakılırsa hem anlaşılabilirlik hemde içerik bilgisi açısından bilgilendirilmiş rıza daha makul görünmekle beraber bu makalemde kavramın kendisi yerine içeriği üzerinde durmayı daha makul bulduğumdan genel kabul görmüş ‘aydınlatılmış onam’ ismini kullanmayı daha uygun buluyorum.

İçerik olarak olarak kısaca bir tanımda bulunmak gerekirse aydınlatılmış onam; hastanın tedavi olmak amacı ile bir sağlık kuruluşu yâda münferit bir doktora başvurması sonucu söz konusu tedavinin boyutları, içeriği, ne şekilde yapılacağı, ne kadar bir süre devam edeceği ve sonuçlarının ne olabileceği hususunda ayrıntılı bir biçimde bilgilendirilmesi ve bunun ardından hastanın kendisine belirtilmiş olan şartlar altında tedavi edilmeyi onaylamasına verilen addır. Dolayısı ile kişinin onamının ‘aydınlatılmış’ olabilmesi çeşitli şartların vucuda gelebilmesi ile doğru orantılı olacaktır. Onam ancak kişinin göreceği tedavi noktasında kapsamlı ve ayrıntılı bir biçimde bilgi sahibi olmasının sağlanması ve kendisine özellikle riskler noktasında gerekli bilginin verilmesinin ardından belirli bir süre düşünme ve tartma zaman aralığı sağlanmasından sonra bilinci yerinde olarak vereceği rıza ile geçerli hale gelebilecektir. Fakat bu noktada şu soru ortaya çıkmaktadır: Aydınlatılarak alınan onamın ortaya çıkan zarara etkisi nedir?

Onamın aydınlatılmış olmasının koşulları:

Bu konuda özellikle sağlık kesiminde oluşan kanaat alınan onamın her derde deva bir tiryak olduğu şeklindedir. Uygulamada onamın alınmasının çeşitli yolları geliştirilmiş bulunmakta bir kısmı bir A4 kağıdına, konu anlatıldı gibi ibareler yazıp muhataabın imzasını almarak bir kısmında ise içerisinde normal bir vatandaşça anlaşılması mümkün olmayan terimlerle dolu sayfalarca belge hastanın önüne sunulmakta ve bunların hepsi için rızasını belirten imzası istenmektedir. Genellikle bu tedavinin yapılmasından hemen önce ve hiç bir sözlü açıklama da bulunulmadan olayın şaşkınlığı altında ki hasta yada yakınına imzalatılmak sureti ile gerçekleştirilmektedir. Bunun bir sonucu olarak hastalar imzaladıkları bu belge ile doktorların üzerlerinde her türlü tasarrufta bulunma hakkını elde ettiklerini ve hiç bir zarardan sorumlu olmyacaklarını düşünmektedirler. Aslına bakılırsa iki taraf içinde bu düşünce son derece yanlıştır. Onam ister aydınlatılmış olsun ister karanlıkta kalmış, asla böyle bir sonuç doğurmaz. Kaldı ki uygulamada alınan ‘imza onamlarının’ etkisi çok daha sınırlı olacaktır. Çünkü bu onmalarda olmazsa olmaz şartların çoğu vucut bulamamaktadır.
Sonuç olarak bu onam, bir zararın ortaya çıkması sonucu oluşan yargılama sürecinde gerekli etkiyi meydana getirmekten çok uzak kalmaktadır. Uygulamada hakimler ne kadar onam metni olsa da bunu bir davayı ret sebebi saymamakta ve davanın esasına girerek normal dava seyrine devam etmektedir. Bu durumda da karar tamamen adli tıbbın vereceği rapora bağlanmış olmaktadır.

Aydınlatılmış onamın gerçek içeriği:

Bu durumda akla gelen soru aydınlatılmış onamın asıl işlevi ne olduğudur. Aslına bakılırsa bir hekim hastaya uyguladığı tedavi sonucunda, yapmış olduğu bir hatadan dolayı hastada bir zarara sebep olursa kusuru oranında zarar görene karşı sorumlu olacaktır. Böyle bir durumda sağlık çalışanı tedavi uygulanan kişiden bütün kurallarına uyularak yüzde yüz aydınlanmış bir onam alsa bile sorumluluktan kurtulmuş olmayacaktır. Aynı şekilde bunun tersini düşündüğümüzde onam sağlıklı olmasa bile tedavi uygulanırken ortaya çıkacak olan komplikasyonlardan da hekim sorumlu olmayacaktır, çünkü komplikasyon, Türkçe olarak istenmeyen durum anlamına gelir ve yapısı gereği bütün önlemler alınsa dahi ortaya çıkan bir durumu ifade eder. Fakat bu sorumsuzluk hali doğal olarak bütün önlem ve özenin gösterilmiş olması halinde ileri sürülebilinecektir. Bu durumda, onamın hususiyeti hangi noktada olduğu sorununa gelinmesi gerekirse; onam anlamı gereği hastaya tedavinin öncesinde söz konusu tedavinin içeriği uygulanış şekli olası sonuç ve riskleri anlatılması bunun akabinde hastanın bunlara tam olarak bilincine varmış olarak onay vermesi anlamına gelir. Hastanın tedaviyi reddetme hakkı bulunmaktadır. Tedaviyi tam olarak bilemeyen hastanın onu reddetme şansıda olamaz. Ayrıca bu sürecin sonunda onamı veren hasta tedavi olurken olası risklerin meydana gelmesi nedeni ile hekimi ya da sağlık kuruluşunu sorumlu tutamayacaktır.
Sonuç olarak aydınlatılmış onam ne hastaların düşündüğü gibi hekimi her türlü sorumluluktan azade eden bir araç nede hekimlerin olmadığı takdirde komplikasyonlardan bile sorumlu olmalarına sebep olacak bir belge değildir. Aslına bakılırsa aydınlatılmış onam işlev olarak hastaların uluslar arası hukukta evrensel olarak ortaya konmuş olan en temel haklarını kullanabilmelerine olanak sağlamaktadır. Gerekliliğin temel amacı hastanın ne ile karşı karşıya olduğunu bilmesi ve bunu özgür iradesi ile istemesi ya da reddede bilmesini sağlamaktır.

Av.HÜSEYİN ALPAY KÖSE
(İstanbul barosu sağlık hukuku komisyonu yürütme kurulu üyesi)