Makaleler
İş Hukukunda İbranameler
İbraname aslında mevcut olan alacağı ortadan kaldırmayı sağlayan bir sözleşmedir. İş Hukuku bağlamında ibraname ise işçinin işten ayrılırken ücret, fazla çalışma, yıllık ücretli izin alacağı, ihbar ve kıdem tazminatı vb gibi alacaklarını aldığına, başka bir alacağının kalmadığına ilişkin olarak imzalayarak işverene verdiği belgeye denmektedir.
İbraname düzenlenirken dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
İbraname kural olarak hizmet sözleşmesinin sona ermesi anında düzenlenir. Hizmet sözleşmesi sona ermeden önce düzenlenen ibraname geçerli değildir. İş sözleşmesi devam ederken tarihsiz olarak ibraname alınamaz.Böyle bir ibraname talep ve dava hakkını ortadan kaldırmaz. İbranamenin daktiloyla ya da elle yazılması veya noter huzurunda düzenlenmesi konusunda hiçbir sınırlama yoktur. Fakat tartışmaya mahal vermemek açısından noter huzurunda düzenlenmeyen ibraname mümkünse işçi tarafından doldurulabilir veya yazılabilir.
İbranamenin işverene teslimi koşuldur. Ayrıca ibra sözleşmesinin hak düşürücü niteliği yüzünden ibranamenin temyiz gücüne sahip ve reşit işçilerce verilmesi gerekir. Reşit olmayan birinin imzaladığı ibraname bu kişiyi bağlamaz. Ancak alınan bedel için makbuz niteliği taşır. Örneğin 18 yaşından küçük işçinin yasal temsilcisi tarafından verilmeyen ibraname geçersizdir.
İbranamenin şüphe ve tereddütlerden uzak bir açıklıkla düzenlenmesi gerekir. Yani ibra edilen alacakların, örneğin fazla çalışma ücretleri genel tatil ücretleri yıllık ücretli izin ihbar ve kıdem tazminatı gibi nitelikleri ve miktarları ayrı olarak şüpheye yer bırakmayacak tarda ibranamede gösterilmesi gerekir. İbranamede alacaklarının nelerden ve ne miktardan ibaret olduğu açıkça belirtilmemişse bu durumda bu belge sadece içerdiği miktar itibarıyla makbuz hükmündedir. Yoksa ibraname olarak kabul edilemez Yine ödeme ve hesap şeklini gösteren belgeden başkaca hakkı kalmadığını içeren bildirimde iş hukuku bağlamında ibraname değildir. Bu şekilde işçi tarafından yapılan bildirim hukuki bağlamda sadece içerdiği miktar itibariyle makbuz hükmündedir.
Ayrıca işçinin işverenden olan gerçek alacağı ile ibranamede belirtilen miktar arasında belirgin oransızlık söz konusu ise bu durumda bu belge ibraname olarak değil yalnızca ödenen miktara ilişkin makbuzdur. Yine henüz doğmamış haktan ibra alınması söz konusu olamaz.
İşveren hem işçinin kıdem tazminatına hak kazanmadığını ileri sürüyor hem de kıdem tazminatının ödendiğine dair ibraname ibraz ediyorsa bu ibraname geçersizdir.İbranamenin özgür iradeyle değil de aldanma korkutma sonucu düzenlenmesi durumunda ibra belgesinin hükümsüzlüğünden söz edilir.
İşçinin ibranameyi başka bir belge sanarak imzalaması ibra sözleşmesi konusu hakkında aldanmasıdır. Yine ibranamenin işçi tarafından başkaca bir alacağının kalmadığı, çıkarılan hesabın doğru olduğu zannıyla imzalanması durumunda da ibranamenin içeriği ile ilgili aldanmadan söz edilir. İşverenin işçiyi ibranamenin konusu ve içeriği hakkında bilinçli olarak yanıltması ise aldatmadır. İşveren işçiye işten ayrılırken tüm haklarını aldığına ilişkin bir ibraname imzalaması koşuluyla haklarının bir bölümünü ödeyeceğini aksi halde kendisine hiçbir hakkını ödemeyeceğini söyleyerek işçiyi ibraname imzalamaya zorlaması korkutma sayılır.
Bu durumlarda işçi aldatmayı, hileyi öğrendiği yâda baskı altında kaldığı için irade bozukluğu nedeniyle ibranamenin hükümsüzlüğünü ileri sürebilir. Hükümsüzlük tanıkla ispat edilebileceği gibi işyerinin ticari kayıtlarına vb geçip geçmediğinin araştırılması da talep edilebilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2004/2487
Karar No: 2004/14871
Tarih: 14.06.2004
Karar Özeti:
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu işyerinde ara vermeden çalışan davacı işçiye hizmet akti devam ederken muhtelif tarihlerde kıdem tazminatı adı altında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre bu tür ödemenin avans olarak kabulü ile tüm hizmet süresi üzerinden hesaplanan kıdem tazminatından yasal faizi ile birlikte mahsubu gerekir. Dosyadaki mevcut bilirkişi raporunda Dairemizin anılan uygulamasına uygun hesap yapıldığı halde mahkemece bilirkişi raporuna aykırı olarak yazılı şekilde, bu avanslara davacı lehine faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
İlgili Mevzuat: 1475 sayılı İş K. md. 14
YARGITAY KARARI:
Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma ve yıllık izin ücreti ile tasarrufu teşvik fonu faiz alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu işyerinde ara vermeden çalışan davacı işçiye hizmet akti devam ederken muhtelif tarihlerde kıdem tazminatı adı altında ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Hizmet aktinin devamı sırasında yapılan bu ödemelerin kıdem tazminatı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Zira ödemenin yapıldığı tarihte hizmet akti sona ermemiştir.
Gerçekten davacıya daha önce kıdem tazminatı adı altında yapılan ödeme tarihlerinde ihbar öneli verildiği ya da ihbar tazminatı ödendiği iddia ve ispat edilmiş değildir.
Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasına göre bu tür ödemenin avans olarak kabulü ile tüm hizmet süresi üzerinden hesaplanan kıdem tazminatından yasal faizi ile birlikte mahsubu gerekir. Dosyadaki mevcut bilirkişi raporunda Dairemizin anılan uygulamasına uygun hesap yapıldığı halde mahkemece bilirkişi raporuna aykırı olarak yazılı şekilde, bu avanslara davacı lehine faiz yürütülmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14/06/2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
T.C. YARGITAY 9.Hukuk Dairesi
YARGITAY İLAMI
ESAS NO :2005/13634
KARAR NO :2005/39085
TARİHİ :26.11.2004
DAVA :Davacı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ücret, yıllık izin ve tatil ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı dava dilekçesinde iş aktinin haklı bir neden olmadan feshedildiğini iddia ederek ihbar tazminatı ile bazı işçilik haklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı işveren ise davacının ibraname verdiğini hiçbir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece savunma yerinde görülerek davacının ibraname verdiği belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Dosyada mübrez ibranamede davacının ihbar tazminatı fazla çalışma maaş alacağı vs. bazı işçilik haklarının ödendiği belirtilmiş ayrıca ödenen miktar toplam olarak gösterilmiştir. Bu durumda davacının talep ettiği alacaklar ile ibranamedeki belirtilen alacaklar karşılaştırılmak suretiyle aynı olup olmadıkları tespit edilmeli; ibranamede yer almayan talepler hakkında bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. İbranamede belirtilen alacaklar hakkında ise bilirkişi incelemesi yaptırılmalı bulunan miktarlar ibranamede belirtilen miktarı aşması halinde istekle bağlılık kuralı göz önünde bulundurularak fark alacakların hüküm altına alınması gerekir. Eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
AV. HÜSEYİN ALPAY KÖSE